Internet Türkiye’de henüz çok yeni iken, arkadaşımla bilgisayarın karşısında oturmuş, o günün en popüler şarkılarından birini indirmeye çalışıyorduk. Derken aramızda hiç unutamadığım şu sohbet geçti.
- Buldun mu şarkıyı?
- Buldum.
- Hadi çal, dinleyelim.
- Bir insin…
- Kaç dakikası var?
- 35.
- Yuh! Ne 35′i be! O şarkı 3-4 dakkadır.
O gün için bilgisayar ya da internet hakkında çok bilgisi olmayan arkadaşımın bu dahice cümlesi ben de müthiş bir aydınlanma yaratmıştı. Ne zaman internet’e erişim hızımız (sahip olduğumuz bant genişliğimiz) bize dinleyeceğimiz şarkıyı veya izleyeceğimiz filmi, kendi süresinden daha kısa sürede verirse o zaman huzura erecektik!
Hikayenin sonu; ben o ışığı gördüm. Yukarıda gördüğünüz küçük resim de bunun ispatı. Belki evimdeki koltuğumdan o ışığı görebilmek için oldukça kuzeye gelmem gerekti ama o ışığı gördüm. Yani diyeceğim; güzel günler bizi bekliyor…
Eğer biraz unix’e (ya da linux gibi türevlerine) ilginiz varsa aşağıdaki 1982 yılından kalma video’yu oldukça eğlendirici ve bilgilendirici bulabilirsiniz.
Karşınızda başka bir internet fenomeni daha: Matt Hangi Cehennemde?(Youtube çözümümüzü kullanmıyorsanız siteden pek tad alamayabilirsiniz.) Eski bir bilgisayar oyunu programcısının (Matt Harding) dünyanın çeşitli yerlerini gezerken (evet, İstanbul’da listeye dahil) heryerde aynı şekilde dans edişi…
Böyle anlatınca kulağa biraz sıkıcı geldiğinin farkındayım ama şimdi konu ile ilgili bilgi sahibi olursanız yarın öbür gün karşınıza çıktığında, “haa, ben bunu biliyorum” diyebilirsiniz…
Ntvmsnbc.com da Dünya’ya ne kadar zarar verdiğimiz, verdiğimiz zarar karşılığında ne kadar ağaç dikmemiz gerektiğini gösteren KARBONMETRE adında bir uygulama bulunmakta. okumaya devam edin: ‘KARBONMETRE !’
Son Yorumlar