İki ay önce eve bir adet Samsung X420 aldığımızdan bahsetmiştim. O yazıya eklemeyi unuttuğum bir ayrıntı vardı, o da yeni bilgisayarımızı alırken bize daha sonra ücretsiz olarak Windows 7′ye geçiş yapabileceğimizi söylemişlerdi – o tarihte daha kendileri satışa çıkmamıştı. okumaya devam edin: ‘Windows 7 ya da Samsung bizi nasıl dürttü’
Aralık, 2009 için Aylık Arşiv
Sayfa 2, 2
Öldüm öldüm dirildim diyebileceğiniz bir oyun varsa işte o budur. Absürd kelimesi bu oyunun zorluğunu ancak tanımlar. Gerçi ben kendim kaşınıp, oyunu ikinci zorluk seviyesinde başlattım, geri kalan üç zorluk seviyesi nasıldır tahmin dahi edemiyorum, ki kendileri iyi ki kapalıymışlar.
Oyun Ninja Gaiden olunca insan yine de beğenmedim diyemiyor. Ryu Hayabusa her zamanki gibi ninja alemini evinize getirecek.
Duyduğuma göre oyun PS3 için de çıkmış. Konu aynı olsa da oyunu oldukça geliştirmişlerdir. Umarım bu arada zorluk olayını da bir elden geçirmişlerdir.
24 Eylül 2009 tarhinde yayınlanmaya başlayan dizinin hayli ilginç ve sürükleyici sayılabilecek bir hikayesi var. Dünya üzerindeki tüm insanlar, iki dakika 17 saniye süreliğine bilinçlerini yitiriyor ve 29 Nisan 2010 günü saat 22.00’da, yani gelecekte, neler yaşayacaklarını kısa süreliğine öngörüyorlar. Dizi ile ilgili birşeyler yazmaya karar verdiğimde senaryonun, Kanadalı bilim-kurgu yazarı olan Robert J. Sawyer’ın aynı isimli romanından, uyarlama olduğunu öğrendim.
Henüz üç bölümünü izlemiş birisi olarak söyleyeceklerim sanırım spoiler olarak algılanmayacaktır. Aslında insanların geleceği gördüğü bir dizide, gelecekte neler olacağını söylemek eğlenceli olabilirdi. Neyse… Bütün, zamanda yolculuk temalı senaryolarda olduğu gibi, ki çok severim, bu senaryoyu düşününce de aklıma aynı soru geliyor. Gelecekte yaşayacaklarımıza kader dersek; kaderi biliyor olmak kaderde var mıdır?
Google interneti hızlandırmaya iyice niyetlendi, planın bir sonraki adımı da herkese açık bir DNS sunucusu. Sanırım bunun bir iyi yanıda TTNET kullanıcılarının bir çok yasaklanmış siteye rahatlıkla erişebilecek olmalarıdır. Tavşanda önerdiğimiz onca youtube yönteminden sanırım artık kurtulabilirsiniz. Bundan sonra inşallah gönül rahatlıyla youtube…
İki sene sonra yeniden Paris… Bu sefer Nurdan’ın doğum günü için gittik. Dört gün boyunca kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına merkezde kalan heryeri gezdik ve güzel de fotoğraflar çektik. okumaya devam edin: ‘Paris gezisi’
Bayram, seyran derken kendi doğum günümüzü kutlamayı atladık. Aslında tam hangi gün kutlanmalı bilemiyorum. Hem bu yüzden hem de önümüzdeki sene de gerçekleşmesi muhtemel aksaklıklara bahane olsun diye “doğum haftası” kavramını bu yıl itibarı ile hayata geçirmeyi öneriyorum. “Hesaplanan doğum günü şayet herhangi bir resmi tatil gününe denk gelirse, doğum gününü müteakip ilk iş gününün yer aldığı hafta doğum haftası olarak kutlanır” ibaresini de, günlük yasalarına ilk madde olarak eklenmesini taleb ediyorum.



Son Yorumlar