Çirkinleştirilmiş Şehir

Yerel seçimler kapıya dayandı. Mansur Yavaş’ın varlığı, Gökçek’in son zamanlarda ki herkesce yolsuzluk sayılan, sayaç ve doğalgaz faturalarındaki el çabukluğu, Karayalçın’ı karalıyacam diye, azımsanamayacak çoğunluğu kendi seçmeni olan Kürt vatandaşlarımıza karşı gösterdiği gerçek yüzü, zihnimdeki karamsar tabloyu silerek, yerine yeniden, “Melih Gökçek Gidiyor Mu?” yazılı pankartları astı.

2004 seçimlerinde, üçe bölünmüş sol, %25 eksik seçmen ile toplam %34 oy alabilmişti. 7 yılda; kendi icraatları ve bilimden, kültür ve sanattan uzak siyaset anlayışları ile yıpranmış, güvenilirliğini yitirmiş, medyayı, halkı karşısına almış, tehditler savuran, hukuk devleti kavramını ayaklar altına alan, kendi ergenekonunu sözüm ona eskisinin yerine koymaya çalışan bir iktidar…

Herşeyi bir kenara bıraktım. Sayaç fiyatları, dikilen turist ağaçlar, doğal gaz faturalarındaki hesaplama “hatası”, içtiğimiz zehirli sular, yandaşlarına, belediye meclis üyelerine peşkeş çektiği evler, villalar, hanlar, hamamlar, 15 yılda  % 260 artan otobüs bileti fiyatları, şantaj, rüşvet ve diktaya dayalı yönetim anlayışı vs vs. Saymakla bitmez. Ben, Ankaraya ilk kez ayak basmış, hiçbir gazete, dergi okumayan, Melih Gökçek ismini hayatında hiç duymamış bir insanın bile farkedebileceği ilk konuya dikkat çekmek istiyorum. Muhalefet olsun diye birşeyler yazıp çizmeye de gerek yok. Görünen köy klavuz istemez. Bu şehir, başkentimiz, Türkiye’nin en büyük kasabası çok çirkin!

Kentleşme düzeni, yapay, ruhsuz parklar, araç erkil şehir içi yollar, pis üst geçitler, yemyeşil aydınlatılmış Cinnah Caddesi, banyo fayansı döşemeli Kuğulu alt geçiti, talan edilmiş Kuğulu Parkı, protokolün göz zevkini bozmasın diye yıkılan hava alanı yolu gecekonduları yerine dikilen betonlar hepsi hepsi.. Bu şehir gerçekten çok çirkin. Şehir dışından gelen arkadaşlarıma, bu şehrin yüzünü yıkamaktan, ama Ankara’nında… diyip tıkanmaktan usandım. Evimin yolundan utanıyorum. Yaşadığım bu şehirden Eskişehir’e, İzmir’e bakıp iç geçirmek istemiyorum.

Bu çirkinlik, bu çamur, bu keşmekeş gün gibi ortada. Akp’nin diğer Büyükşehir Beledediyelerine nazaran da Ankara çok kötü bir durumda. Kendi seçmenleri dahil herkes sormalı bunun hesabını. Zerafetten uzak, zevksiz çamur ve çukurlara boğulmuş bir başkentin hesabını…

Çirkinleştirilmiş dedim başlıkta. Evet çirkinleştirilmiş. Çünkü bu kent hep böyle değildi. Bakın şu resme, bakın resimdeki Ankaralının kent anlayışına. İnanılması güç ama burası Kızılay Meydanı ve Güvenpark. Biliyor musunuz? Ankara’nın bir meydanı bile yok artık!

Eski Ankara

Seçim mitinglerini izliyorum; Mansur Yavaş olsun Karayalçın olsun en azından belediye hizmetlerini kapsayan vaatler verirken, Gökçek ne diyor? Disneyland yapacakmış. Metroyu bitiremedi. Borç almış yürümüş. Büyük şehir belediyesinin 4.5 milyon Tl, EGO’nun 1.5 milyon Tl hazineye borcu var. Her seçim döneminde kömür dağıttığı, çadırlarda yiyecek dağıttığı Ankara’lıya Disneyland kuracakmış.

Erbakan bile geçenlerde gözüme sempatik göründü. “Sakın ha oylarınız CHP’ye yaramasın diye Saadet Partisi’ne oy vermemezlik etmeyin” diyordu, kürsüdeki sandalyesinden. Doğru da söylüyor kendi seçmeni açısından. Küskünlüklerin önceki yerel seçimlerdeki sonuçları ortada. Sol görüşlü seçmenin en tipik özelliği küsüp gitmek. 29 Mart günü öyle ya da böyle herkesin vermesi gereken bir karar var. Herşey bir yana oy kullanmak, tarafını belli etmek bir vatandaşlık görevidir.

30 Mart sabahı herşeyin güzel olması dileğiyle…

1 Cevap » “Çirkinleştirilmiş Şehir”


Yorum yapın