Ana sayfa » 1 temmuz Ankara gezisi
Etiketler: Ankara isveçKategoriler: Gezi
İsveç’e vize başvurusunda bulunmak için beklediğim davetiye geldikten sonra ilk işim mecburen Ankara’ya gelmek oldu. Haziranın son gecesi saat 23:00′da bindiğimiz Anadolu Turizm’in otobüsü, bizi sabah 07:00′da Konutkent migorsun orada bıraktı. Tolga’yla yaptığımız hesaptan yarım saat erken olunca biraz bekledik tabi. Buluşmanın ardından Tolga bize (Seda, Nurdan ve ben) Strazburg caddesinde kahvaltı ısmarladı. Daha sonrada Nurdan’la beni İsveç büyükelçiliğine bıraktı.
İsveç büyükelçiliğinin çalışması oldukça tuhaf geldi bana. Kapıda bir numeratörden küçük bir kağıt kopartıyorsunuz. Güvenlik görevlisi sizi sıraya göre içeri alıyor. İçeride iki adet kabinli görüşme odası ve toplamda dört kişinin bekleyebileceği iki kanepe var. Bu arada beni şaşırtan görüşme kabinlerinde fotograf çekmek için bir düzeneğin olmasıydı. İki vesikalık resmimi almalarına rağmen birde resim çektiler. Belgeleri teslim ettikten sonra, bir hafta sonra vizemi alabileceğimi söylediler. Aslında verdikleri belge ile herhangi birisi pasaportumu teslim alabilirmiş. Toplamda iki saat büyükelçilikte oyalandıktan sonra tüm iş bitmişti. Gerçi herşeyi İzmir’de hazırladığım için, bu sürenin 1:45′i bekleyerek geçti.
Sıra akşam Tolga’larla buluşana kadar vakit öldürmeye gelmişti. Nurdan da ben de daha önce Atakule’ye çıkmadığımız için ilk hedef burayı seçtik. Açıkçası Atakule’ye ilk kez 90′lı yılların başında gitmiştim ve daha önce öyle bir yer görmemenin verdiği heyecanla aklımda büyük yer etmişti. Şimdiki halini görünce oldukça şaşırdım doğrusu. Kişi başı iki buçuk lira veripte çıktığımız kule ise oldukça vasattı diyebilirim. Ankara’nın o manzarasını başka bir yerde görmek mümkün değil tabi, fakat kule malesef çok bakımsızdı. Herhalde hala ilk yapıldığı gibi duruyordur.
İkinci durak olarak Anıtkabir’i seçtik. Uzun zamandır ziyaret etmediğim mekan beni hem hüzünlendirdi hem de coşturdu desem yalan olmaz. Özellikle mozolenin alt katına kurdukları müze müthişti. Ayrıca biz oradayken resmi bir tören vardı ve askerlerin geçit törenini seyredebildik. Duygulanmamak elde değildi.
Derken akşam oldu ve dördümüz bir araya geldik. Güzel bir gün oldu diyebilirim, tuhaf bir yer şu Ankara.
Tolga Güler demiş ki:
Dönüş biraz kanlı oldu.