
Yıllardır beklenen gün geldi. Killzone2 sonunda raflarda yerini aldı. Peki; ilki ps2 de bu kadar çok ses getirmezken, ikincisi neden dillere destan oldu. Tabi ki ara ara yayınlanan ve, izleyen hemen herkese (ben de dahil) oyun içi grafikleri bu kadar güzel olamaz, dedirten videoları. 4 yıl önce e3 fuarında ilk videoları izleyen hemen herkez bu grafiklerin hayal olduğunu düşündü…
Ben oynama imkanı bulamasam da, Killzone da beklediği başarıyı elde edemeyen Guerilla Games, Killzone 2 ile PS3′ün sınırlarını ne kadar zorladı bilinmez ama kendini aştığı kesin. Çok fazla oyun mazim olmasa da 2 Crysis’i de oynamış ve bitirmiş birisi olarak hemen söyliyim, iyi bir ekran kartı ile, Cryengine Killzone 2 ile kapışır…
Gelelim seneryoya, Oyuna benim gibi utanıp en kolay modda başlamayan herkes için ilk 20 dakika eminim ki çok heyecanlı ve acıklı geçmiştir. Savaş, bütün zoru insanlarla olan kel kafalı helghastlar ile Interplanetary Strategic Alliance (I.S.A.) kolonisindeki (sanırım) insanlar arasında vuku bulmakta. Esas oğlan da kısa adıyla Sev isimli bir çavuş. (Hayal kırıklığının oyunu Turok’u oynayanlar, baş kahramanla aradaki bariz benzerliği hemen farkedecektir. İkisi de punk. Nomed gibi ağır birini beklemeyin.) Tek amacı, güneşin görünmediği, dolayısıyla sürekli bir alacakaranlığın hakim olduğu bu boktan atmosferli gezegenin patronu Visari’yi yakalamak.

Şöyle söyliyim. benim gibi ikinci bölümden başlayan birisi için, senaryoyu anlamak imkansız. Herhangi bir açıklama, ekstra vs bulunmuyor. Oyunu alan zatın, geçen 4 yılda, oyunun geçmişi ile ilgili bilgi edindiği tahmin edilmiş sanırım.
Alacakaranlık demişken, sanırım benim anladığım ışıklandırma ile, bu oyunun efsane olan ışıklandırması ayrı kavramlar. ilk 5 bölümde çevredeki kaplamaları doğru dürüst seçemediğimden, kendi kendime, grafiklerde abartılacak pek de birşey yokmuş bile dedim. Kapalı mekanları geçtim açık alanda bile, gezegenin atmosferi dolayısıyla, karanlık bir hava hakim.

Oyun kurulum gerektirmiyor. SF4′de olduğu gibi, cd sürücüsü gürültüsü ve beklemek istemeyenler için, kurulum seçeneği de bulunmuyor. Giriş menüsü de, acaba grafik kartımda sorun mu var dedirtecek kadar, titreyen ve bulanık bir “animasyon”a sahip.
Ama… Oyun, oyun arası videolar ile aynı yüksek kaliteye sahip. Oyun içi yüz, konuşma ve mimik animasyonları çok gerçekçi. Tempo hiç düşmüyor. Yapay demeye bin şahit, yapay zekalı düşmanlarınız kurduğunuz pusuları kolay kolay yemiyor. Kafasını uzatmasını beklediğiniz yere kafalarını uzatmayı bırakın, bir de arkanızdan dolaşıp sizi öldürüyor. Silah modellemeleri gerçekten çok başarılı. Düşmanların ylanızca kafalarını uçurabiliyorsunuz. Ölü düşmanlar üzerinde bir kaç test yaptım
Patlama sahneleri de çok başarılı. Gerek attığınız el bombaları olsun gerek de, patlasın da ölelim diye düşmanların kendi etrafına yerleştirdikleri, yanıcı ve parlayıcı malzemeler olsun, çok gerçekçi bir şekilde patlıyor.
Yalnız… Düşmalar, oynadığım bölüme kadar. Hemen hemen hep aynı. Hatta öldüklerinde ya da sizi gördüklerinde çıkarttıkları sesler bile aynı. İnsan neden demeden geçemiyor.
Oyunu 32 kişi aynı haritada takılmadan online oynayabiliyosunuz. Sadece deneme amaçlı girdim ve ses ile ilgili garip bir sorun ile karşılaştım. Sesler offline oyunalara göre bariz boğuk çıkıyor. Ve yine garip bir amaçsızlık hakim.

Merak edip oynamak isteyenler için söyliyim. Bu oyun sadece PS3 platformunda yer alıyor… Yakın zamanda Türkiye’de de, Killzone 2 li PS3 ler çıkacaktır.


şimdi bu oyunu aldım ama bu oyunun önceki hikayesi nedir?zaten tüm ingilizce,bilelimde rastgele oynamayalım
)