Dün Kopenhag havalimanına inip bavulumu aldıktan sonra bir süre yanlış yöne doğru yürümüşüm. Bu yüzden daha önce hiç farketmediğim bu iri kıyım bavul ile ilk kez karşılaştığım için oldukça şaşırdım. Bavulu koruyan camekanın yan tarafında bulunan açıklama ise beni hafifçe keyiflendirmeye yetti.
Metnin orjinalini resimin bulunduğu flickr sayfasında bulabilirsiniz, benim çevirimi ise aşağıda.
* The Flying Trunk
2003 mayısında, Kopenhag havaalanı Christian Andersen’in H. C. A. 5 işaretli sandığını satın aldı – kim bilir belki de “Uçan Sandık” adlı peri masalında, Türklerin diyarına uçan ve sultan’ın penceresinden içeri giren sandık budur.
Uçan Sandık
“tuhaf bir sandıktı; eğer kilidine basarsanız, uçabilirdi. Tüccarın oğlunun yaptığı da bu oldu ve sandık onu uzaklara taşıyıverdi. Bacanın içinden, bulutların üstüne ve çok, çok uzaklara. Sandık gıcırdadı ve inledi; yolcusu, altı açılıpta düşüverecek diye korktu. Fakat olmadı, sandık onu doğruca Türkler’in diyarına götürdü ve indi. Tüccarın oğlu sandığı bir ormanda yaprakların altına sakladı ve şehre doğru yürüdü. Kimse onu farketmedi, çünkü Türkiye’de herkes sabahlık ve terlik giyerdi.”
Hans Christian Andersen’in Uçan Sandık’ından alıntı. Yayıncılar: HØST & SØN

Guzel bir hikaye! Bakiyom sen de cok geziyon
Kopenhag bana 40 dakika. Havaalanı olarak da onu kullanıyorum. Asıl gezen sizlersiniz…
Bu sandıktan bizim evdede var.Yalnız içinde danteller ve bol naftalin den başka bir şey yok.